Cemal Ulu

SONBAHAR TADINDA “ AYRILIK “

 

SONBAHAR TADINDA  
                                        “ AYRILIK “
 Bir yaprak daha düştü asırlık ağaçtan. Yere yavaş yavaş süzülüşü son nefesini veren bir insanın hayatının gözlerinin önünden geçişi gibiydi. Dalından koptuktan sonra önce eylülü hatırladı yaprak. Dalında sabrı, gücü, takati kalmadığı günlerini. Diğer yaprakların birer birer düşüp gittiklerini… Ekimi hatırladı daha sonra. Günleri sayışı geldi aklına. Ve sıra kendisine geldiğinde dalından, ağacından ayrılışının hüznü kapladı içini. Yere düştükten sonra kim bilir hangi rüzgar, hangi yaban ellere uçuracaktı. Ya da hangi ayak basıp ezecekti, yok edecekti. Sonbahar mısralarının kalemden kağıda dizilişi gibiydi yaprağın düşüşü. Bir o kadar hüzünlü, bir o kadar ayrılık kokan…

  Ayrılık… Yüreğin pare pare etrafa talan oluşu, gözlerin damla damla yaş döküşü, gecelerin karabasan gibi üstüme çöküşü… Hangi sözcük anlatır yüreğimdeki ayrılışı, hangi hekim derdime derman olur, hangi ilaç kapatır açılan yaramı?

  Aynı dalından düşen, ağacından ayrılan yaprak misali… Maziyi hatırlıyorum bazen. Sevdanın büyüsünün bedenimde gezinişi geliyor aklıma. Bir şehrin karanlık sokaklarında birbirimize ışık olduğumuz günler gitmiyor gözümün önünden. Hep o şarkı çalıyor başucumda. Gülüşün yankılanıyor kulaklarımda.

  Maziyi hatırlıyorum. O ağacın altında ki özlem kokan buluşmaları. Aşkın tek şahidiydi o ağaç. Şimdi bizsiz ne haldedir kim bilir? Bir martının bizi izleyişi, bir yağmur damlasının üzerimize düşüşü ve yağmur tadında ki o buse…

  Gözlerim maziye dalmışken damla damla akan yaşlar uyandırıyor beni. Uyandığımdan bakıyorum, düşen yaprak yerinde yok. Rüzgar nerelere uçurdu kim bilir? Uzaklaşıyorum pencerenin önünden. Bir yaprağın ağacından ayrılışı, bizim ayrılışımın filmiydi sanki. Rafta duran resmini aldım ve masama koydum. Rastgele bir şarkı açtım ve oturdum masanın başına. Birden o şarkı çalmaya başladı. Ve gözlerim usulca resmine kaydı. Sonra ellerim kaleme gidiverdi. Önüme bir beyaz sayfa açtım. Bir gün aklıma gelmezdi ayrılışın şiirini yazmak.

  Sen ki şiirin ta kendisi, sen ki duygularımın dili, sen ki dudaklarımda bir yudum mısra… Karşımda sen duruyorken, şarkımız çalıyorken, sonbahar tadında mısraları işliyor kalemim. Sonbahar mısralarının kalemden kağıda dizilişi gibiydi yaprağın düşüşü. Sen ağaçsın, ben de yaprak.

CEMAL ULU

About Ramazan Ateş

0 yorum:

Yorum Gönder

Blogger tarafından desteklenmektedir.