kalbinin sesini dinle

Kalbinin Sesini Dinle

Bir kış sabahı camdan dışarıya baktığımda havanın güneşli olduğunu fark ettim. Son birkaç gündür hava kapalıydı. Ceketimi almamla kendimi dışarıya atmam bir oldu. Havanın güzel olmasını bilen çocuklar kar topu savaşı yapmaya başlamıştı bile. En sevdiğim kafeye doğru yürümeye başladım. Boş zamanlarımı genellikle denize nazır bu kafede geçiridim..kafeye girdim,gözüme bir masa kestirdim ve oraya oturdum. Her zamanki gibi bir kahve istedim ve ardından çantamdan kitabımı çıkartıp okumaya başladım. Yazan ilk cümle beni kendimden almıştı.Uzunca bir süre onu düşünmeye dalmış olacağım ki garsonun sesiyle bir anda irkildim. Kahvemi getirmişti. Kahvemden bir yudum aldım ve çantamdan kalemimi çıkartıp kitabın üstüne bir şeyler yazdım. Kahvemden bir yudum daha aldım ve kitabımı okumaya devam ettim. Her cümle ilmek ilmek işliyordu içime.sonra hesabı ödeyip sahilde yürümeye başladım. Her şey bambaşka gelmeye başlamıştı gözüme. Yıllardır karşımda duran güzelliklerin değerini daha yeni anlamaya başlamıştım. Bir banka oturdum,kitabımı elime aldım ve rastgele bir sayfa açtım. ‘hiçbir şeyden korkma, kalbinin sesini dinle. O seni her zaman çıkışa götürür’ yazıyordu. Birden elime düşen bir damlayla irkildim. Hava kapanmış ve muhtemeden birazdan yağmur yağacaktı. Hemen kitabımı çantama koydum ve hızlı bir hamle yaparak evimin yolunu tuttum. Neden sonra bir anda durakladım.’ kalbinin sesini dinle. O seni her zaman çıkışa götürür’. Bu ses yankılanmıştı kulaklarımda, ama hayır bu yankı değildi. Allah’ım neler oluyor diye geçirdim içimden. Aynı ses: Hadi ama korkma demişti. Sanki içimi okuyordu. Ürkek bir şekilde arkamı döndüm. Karşımda gülümseyen bir kadın duruyordu ve bana okuduğum kitabı uzatmış bir şekilde bekliyordu. Olanlara anlam vermeye çalışıyordum. Yağmur dedim,’ yağmur yağmaya başladı. Şurada bildiğim bir kafe var oraya gitmeye ne dersiniz?’diyebildim. kadın gülümsedi ve olur dedi. Yol boyunca hiç konuşmadık. Arkamı döndüğümden beri garip şeyler hissediyordum ve hala böyle bir teklifi nasıl yaptığımı anlamaya çalışıyordum. Kafeye vardığımızda gözüme bir masa kestirdim ve oraya oturduk. Garson’a iki tane kahve istediğimizi söyledim. Kadın yine gülümsedi. O gülümseyince yaptığım hatayı farkettim. Tamam özür dileyecektim ki kadın mühim değil dedi ve ekledi ‘sadece içinden geleni yaptın.’ Büyülenmiş gibiydim. Kadın masaya kitabı koydu ve bana doğru uzattı sonra anlatmaya başladı.

Sahilde otururken bir anda kitabınız çantanızdan düştü. Kitabı aldım ve size getirmek için sizi takip etmeye başladım. Bir çok kez arkanızdan seslenmeme rağmen beni duymadınız. Sonra bir an duraksadım çünkü bu kitap benim en sevdiğim kitaptı ve kendimi alamayıp en sevdiğim cümleyi tekrarladım. Sonra sizin de duraksadığınızı fark ettim ve şimdi buradayız. Buyurun kitabınız diyerekten kitabı itekledi. Ben kitabı çantama koyarken kahveler gelmişti bu esnada ise kadın saatine bakıyordu. ‘Kusura bakmayın gitmem gerek geç kaldım’ dedi kadın. O arkasını döndüğünde bir parça kopmuştu sanki içimde ve bir şeyler o parçayı kadının eline vermişti sanki. Teşekkür ederim dedim ve ardından ekledim ‘isminiz nedir acaba?’ kadın  arkasına döndü ve tebessüm ederekten Elif dedi ve sonra arkasına döndü ve gitti. Yerime oturdum. Kahve fincanlarına dalıp gitmiştim. Çok garip hissediyordum. Elif diyebildim. Ne güzel bir isimdi. Ve sanırım aşık olmuştum. Belki bir daha göremeyeceğimi bile bile aşık olmuştum. Gönül bu ya ferman dinlemiyordu işte. Tam kalkıp gidecektim ki aklıma kitap geldi. Her şey bu  kitapla başlamıştı belki hikayemizin devamı da bu kitaptadır diye düşündüm. Rastgele bir sayfa açtım, ama hiçbir şey yazmıyordu ama vazgeçmedim ve bir kere daha şansımı denedim. Açılan sayfa yine boştu. Saçmalık deyip kitabı hışımla çantama koydum ve evimin yolunu tuttum. Yolda giderken bir dilenci çarptı gözüme. Çok üzüldüm haline. Yanımda çok bir para da yoktu ama yardım ettim elimden geldiğince. Allah senden razı olsun dedi ve ekledi Allah seni sevdiğine kavuştursun dedi. Sen bunu nereden biliyorsun diye sormadan edemedim. Aldığım cevapsa çok netti: Gözlerinden belli oluyor evlat,dedi. Neyse sonra eve vardım. Çantamdan almam gereken birkaç dosya vardı. Onları alırken kitap yere düştü ve bir sayfa açıldı. Heyecanla kitabı aldım ve yazanı okumaya başladım.

                                               Umudun elif olsun

                                               Her zaman dimdik dursun

                                               Bekleyeceksin ki

                                               Kavuşmak nasip olsun

Biliyordum diye haykırdım. Artık her iş çıkışı o kafeye gidiyor kitaptan bir parça okuyordum. Ve ardından deniz kenarına gidip saatlerce onu bekliyordum. Tabi her şeyin bir sonu vardı ve o gün geldi kitap bitmişti. Deniz kenarına gidip bir banka oturdum. İçimde derin bir hüzün vardı. Sonra arkadan gelen bir sesle bütün hüzünüm dağılmıştı. Çünkü bu ses elife aitti. Arkama döndüm ve ordaydı işte Elif’im ordaydı. Sonra öyle bir sarıldık ki birbirimize hiçbir kitap hiçbir şiir anlatamazdı bu halimizi. O halde ne kadar kaldık bilmiyorum ama o kadar mutluyduk ki uzun süre konuşmadık bile. Sonra bir banka oturduk  ve saatlerce muhabbet ettik. Ben ona onu ne kadar sevdiğimi, onu ne kadar özlediğimi, o gittikten sonra olanların hepsinden bahsettim. Ve sonra beni buraya bunlar getirdi dedim ve ardından peki seni buraya getiren şey neydi diye sordum. Elif kalbimin sesini dinledim ve beni buraya getirdi dedi. Nasıl yani diye sordum. Anlatmaya başladı.

Bu şehir bana hep acımasız davrandı. Babamı 6 yaşında kaybettim. Gittiğim her okulda benimle dalga geçtiler sırf onlardan farklı olduğum için. Ama sonra eğitimime ara vermem gerekti babamın ölümünden sonra annem zor duruma düşmüştü çünkü. Kirayı ödeyemediği için aylarca sokaklarda kalmak zorunda kaldık. İnsanlar beni hor görüyordu ama benim onları dinlemeye vaktim yoktu. Ben yükselişime baktım. Çünkü bir söz vermiştim. Ama bu yolda ne zaman ilerlesem bu şehirden bir çelme yiyor ve yere çakılıyordum. Son zamanlarda her şey yoluna girmişti ama  şehir daha son darbesini vurmamıştı. Ve senle tanışmadan birkaç gün önce annem ölmüştü. Ve bu sefer kararlıydım. Bu şehirden gidecektim. Ve o gün geldi. Çocukluğumdan beri tek arkadaşim olan denize veda etmeye gelmiştim. Sonra senin o kitabı düşürdüğünü fark ettim içimden bir ses o kitabı sana götürmem gerektiğini söylüyordu. Bu sefer dinlemeye hiç niyetim yoktu kalbimi, çünkü korkuyordum sonra defalarca yıkılmama rağmen umudum bir kez daha dene diye fısıldadı ve sonra o cümle kulaklarımda yankılandı. ‘hiçbir şeyden korkma, kalbinin sesini dinle. O seni her zaman çıkışa götürür’. Saate baktım ve daha otobüsün kalkmasına vardı. Kitabı aldım ve seni takip etmeye başladım. Sonrasını biliyorsun. Sonra kafede senden ayrıldıktan sonra bir taksiye bindim. Kalbim küt küt atıyordu. Çok farklı şeyler hissediyordum ve ilk defa mutluydum. Otogara geldim otobüse yetişmiştim ama bir türlü binemiyor kopamıyordum bu şehirden, senden. Ve kalbimin sesini dinledim ve şimdi de buradayım işte, karşındayım. Susmuştum. Hiçbir şey söylemiyordum. Evet belki konuşmadık ama ikimizde gözlerimize öyle bir bakıyorduk ki elli yıldır konuşuyormuşuz gibi hissettim kendimi. Halil dedi. Şaşırmıştım çünkü ben ona adımı daha önce hiç söylememiştim. Sen dedim benim ismimi nerden biliyorsun? Kitapta yazıyordu diye cevap verdi. Yine bir şey diyememiştim sonra anlatmaya başladım. Aklımdan sen geçerken senle konuşurken sanki sözler manalarını kaybediyor ve kilitlenip kalıyorum. Onca şey geçse de aklımda sadece adın düşüyor dudağımdan. Ve daha böyle saatlerce konuştuk. Birbirimizin gözlerine baktık. Sonra saatin geç olduğunu fark ettim. Her ne kadar istemesem de eve gitmem gerektiğini söyledim. Ama birbirimize söz verdik. Artık her gün bu saatte buluşacaktık eve giderken bir kitapçıya uğradım elifle beraber okumak için bir çok kitap aldım. Eve gittim hemen üstümü değiştirdim ve yatağın kollarına teslim ettim kendimi. Ama ters giden bir şeyler vardı. Mutlu değildim. Garip bir his vardı içimde. Tedirgin olmaya başlamıştım. Allah’a dualar ediyordum. Sonra yavaş yavaş kapanmaya başladı gözlerim. Her ne kadar korksam da tedirgin olsam da garip bir şekilde onu yanımda hissediyordum. Ve bu bana biraz olsun huzur veriyordu. Uykuya dalmadan önceki son kelimem adı oldu. Sabah uyandığımda daha iyi hissediyordum. Ama değişen pek de bir şey yoktu aslında. Yüzümü yıkadım, birkaç evrak aldım, dün aldığım kitaplar arasından bir tanesini rastgele seçtim. Tam çantama koyacaktım ki kitapların içersinden bir kitap düştü. Bu Elif’le benim hikayemin kitabıydı. Bir sayfa açılmıştı. Yazanları heycanla okudum. ‘Ve sonra o bana veda etti. Ben onu bir ömür bekledim ama biliyordum. Bize nasip olan vuslat ancak ahiretteydi.’ Bu da ne demek oluyor şimdi diye geçirdim içimden. Dünden beri içimde olan huzursuzluk artmıştı ve korkuyordum. Zor bela bir iş günü geçirmiştim. Saatler geçmek bilmiyordu. Garip bir şekilde elifle buluşmaya gitmek istemiyordum. Ama dayanamayıp oraya gitmiş ve onu bekliyordum. O sırada yanımdan bir çiçekçi geçiyordu. Ondan çiçek satın alırken acı bir fren sesi duydum. Ve korku içerisinde arkama döndüm. Yerde bir kadın yatıyordu. Dualar ederek ve koşarak oraya gittim. Yerde yatan Elif’ti. Elif diye seslendim. Beni duymuş olacaktı ki yüzüme baktı. Gülümsüyordu. Elveda dedi. Ve yavaş yavaş gözlerini kapadı. Yıkılmıştım.    

Garsonun sesiyle bir anda irkildim. Kahvemi getirmişti. Kahvemden bir yudum aldım ve çantamdan kalemimi çıkartıp kitabın üstüne bir şeyler yazdım. Kahvemden bir yudum daha aldım ve kitabımı okumaya devam ettim. Her cümle ilmek ilmek işliyordu içime.sonra hesabı ödeyip sahilde yürümeye başladım. Her şey bambaşka gelmeye başlamıştı gözüme. Yıllardır karşımda duran güzelliklerin değerini daha yeni anlamaya başlamıştım. Bir banka oturdum,kitabımı elime aldım ve rastgele bir sayfa açtım. ‘hiçbir şeyden korkma, kalbinin sesini dinle. O seni her zaman çıkışa götürür’ yazıyordu…

About Ömer Aksakal

0 yorum:

Yorum Gönder

Blogger tarafından desteklenmektedir.